Beni soran olursa, çok aptaldı de
Elimi verdiğimde korkular sardı her tarafını
Beni mutlu edeceğini sanıp kovaladı beni de
Benim adıma vurdu arkamdan kapıları
Arkamdan hep adımı haykırdı de
Beni soran olursa, çok üzüldü de
Yaşları ile ıslattığı sokaklardan yansıyan sadece hüzündü
Benim adımı duyduğunda sevineceği avanstan yedi hep de
Beni soran olursa, tanımıyorum de
]]>Sen, ılık esintinin kendini bilmez sahibi
Hiç bilmediği bir iklimde ayakta kalmış palmiyesi
Sen, kendini bilmez bu kitabın yumuşak tenli kabı
Bilsen ki bu kitap tek kahramanla yaşanmamalı
Karanlıktan kopan bir atlı geliyor
Üzerinde bir kovboy konuşamayan
Dediler ki ona inanlar geliyor
AK atları ile milletin üzerinden
Anlatamıyorum beni sana
Gökyüzü gölgem olmuş
Gökyüzü düşman
Yıldızlar ordu olmuş
Hepsi bana karşı durmuş
Anlatamıyorum beni sana
Gözlerin görmez olmuş
Aklın düşman
Kalbin ordu olmuş
Sende bana karşı durmuş
Sadece senin kokunun duyulduğu
Sokaklarının hepsinde senin adının olduğu
Tüm ümitlerin seninle ilgili olduğu
Aslında olmadığın yere hoş geldin
Her yüzde gülüşünün olduğu
Senin için akan nehirlerin olduğu
Sana tapılan dünyaya hoş geldin
Aslında olmadığın kaybedenler şehrine
Her gün sana sarıldığım anı gösteren
Senin isminin verildiği
Sıcak patlamış mısırların olduğu
Ama senin hiç olmadığın sinemama hoş geldin
Aslında hiç gelmediğin yere hoş geldin
]]>Paltomu asarken sen vardın
Sen kokuyordu unuttuğun montun
Hüzünlü bakışların taşıdığı odam
Seninle geçen zamanı soluyordu
Belli ki seninle geçen zamanı yaşıyordu
Senin kokunu çekiyordu içine
Kollarına bırakıyordu kendini
Sen kokuyordun kolları
Gözümü alan neon bir lamba
Yıktı beni yastığıma
Gözyaşlarım sarıldı ona
Seni aradı eşsiz kokunda
Gözyaşlarım çekti yorganı kafama
Sessiz çığlıklarımı sustururcasına
Bağırıyordum çünkü sen vardın
Bağırıyordu kalbim çünkü sen kokuyordum…
Keyif veren bir cigara dumanı gibisin
Issız sokakları aydınlatan neon bir lamba gibi
Yaz gününde soğuk bir baileys gibi
Korktuğumda sarıldığım uğurlu bir pelüş bebek
Perimsin…
Küçük, tatlı, sıcak ve güzel..
Hayattan her kaçtığımda baktığım pembe bir ayna…
Aslında SEN; bu koca kafalı adamın her şeyisin.
Sonra sen girdin hayatıma
Ruhum yoğunlaştı kanımda
Kalbim zabtedilmiyordu aslında
Sadece aşıktım biraz, galiba
Sonunda dönüyordum terk edilmiş karanlığa
Eski dostum çekiyordu beni arsızca
Canım acıyordu kanım çekiliyordu anlayamıyordum daha
Sadece sendin karanlık, galiba
İnanmak istesem de hayatın güzelliklerine
Her tarafım hüzün kokan bir zarla cevrili sanki
Sanki izin yok görmeme hayatı
Seni ve tüm güzellikleri
Soğuk bir İstanbul akşamı
Hava yapan kaloriferin yanında
Isınmaya çalışan yorgun ellerim
Elini tutmayı bekliyor ümitsizce
İnanmak istemesem de bazen kendime
Bazen soğuk gelsen de
Ben sana aşığım kendimi bildim bileli
Sana Aşığım benimle dalga geçen fani “Hayatım”
Sen istesen de istemesen de
Biz oradan oraya kovalardık birbirimizi
Aslında ikimizde oradaydık
Aynı zamanda, enlemin boylamı kestiği yerde
Saf ve temizdik biz
Biz sadece iki küçük sevgi yumağıydık
Nankör bir kedinin oynamasını bekleyen
Biz sadece aynıydık
Hissetmek için şans bekleyen