Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/berktr/public_html/wp-config.php:158) in /home/berktr/public_html/wp-includes/feed-rss2.php on line 8
Berk Gün » Özel Dosya http://www.berkgun.com.tr Bir başka WordPress blogu. Fri, 13 May 2011 22:02:49 +0000 en hourly 1 http://wordpress.org/?v=3.1.3 Lig TV 61. Dakika Semih Gösterileri http://www.berkgun.com.tr/354/lig-tv-61-dakika-semih-gosterileri/ http://www.berkgun.com.tr/354/lig-tv-61-dakika-semih-gosterileri/#comments Sun, 01 May 2011 22:24:20 +0000 Berk Gün http://www.berkgun.com.tr/?p=354 Bildiğiniz gibi Fenerbahçe ve Trabzonspor arasında kıyasa bir şampiyonluk yarışı var. Bu yarışın detayları gerçekten çok ilginç. Şu ana kadar karşılaştığım en ilginç olay ise Lig Tv’nin Semih’e “61. Dakikada” gol attırması. (Keps yazının devamında)

Arkadaşlarımla keyifli bir ortamda maçı izlerken ilginç bir olay ile karşılaştık. Lig Tv olmayan bir golü sisteme girmiş ve dakikasına da dikkat etmiş. (Cem Aksoylu’ya farkettiği için teşekkürler.) Eğer dakika 61 olmasaydı bunun insan hatası olduğunu düşünebilirdik fakat bu kadarının insan hatası olması gerçekten mümkün değil.

 

]]>
http://www.berkgun.com.tr/354/lig-tv-61-dakika-semih-gosterileri/feed/ 0
Beğendiğim 1 Nisan Şakaları (2011) http://www.berkgun.com.tr/319/begendigim-1-nisan-sakalari-2011/ http://www.berkgun.com.tr/319/begendigim-1-nisan-sakalari-2011/#comments Fri, 01 Apr 2011 23:12:49 +0000 Berk Gün http://www.berkgun.com.tr/?p=319 Bugün her yerde 1 Nisan şakaları vardı bizim ofis dışında. Bu şakalardan beğendiklerimi sizinle paylaşmak istedim. Buyrun…

Google Otomatik Tamamlayıcı
Google’ın ilk şakası bir iş ilanı oldu. Google’da insanları girdiği cümleleri tamamlayıp onlara öneriler veren sistem için hızlı yazan, insanların ne söyleyeceğini tahmin eden birisini aradıklarını açıkladılar.

Google Motion
Google’ın ikinci şakası ise yeni açıkladıları GMail teknolojisi oldu. İnsan hareketlerini algılayarak Gmail’e aktaran bir sistem.

Linkedin – Tanıyor olabileceğiniz kişiler
Beni en çok güldüren şey Linked’in de tanıyabileceğim kişiler listesinde Sherlock Holmes, J. R. R. Tolkien ve Albert Einstein’ı görmem oldu.

Toshiba’dan 3D Gözlük
Toshiba son yılların en gelişmiş 3D teknolojisini sundu. Tek göze takılan bu gözlük ile 3D şimdi daha gerçek.

Google Helvetica
Google’ın bir diğer şakası ise google’da “Helvetica”yı aradığınız da fontların Comic Sans olmasıydı. Bu şaka Serkan Yıldırım’a gelsin (:

Qualcomm’dan yeni nesil işlemci
Qualcomm bir reklam filmi ile yeni işlemci mimarisini tanıttı.

FeeFighters, FooFighters ile güçlerini birleştirdi
FeeFighters yaptığı bir anket ile FooFighter ile birleşip evrenin bütün düşmanları (FOE’ları) ile savaşmaya karar verdi.

Apple yeni ürününü tanıttı
Apple’ın bu muhteşem ürününü ThinkGeek üzerinden alamayabilirsiniz (:

Unuttuklarım var mı?

]]>
http://www.berkgun.com.tr/319/begendigim-1-nisan-sakalari-2011/feed/ 0
Neden Android? http://www.berkgun.com.tr/301/neden-android/ http://www.berkgun.com.tr/301/neden-android/#comments Sun, 27 Mar 2011 05:12:42 +0000 Berk Gün http://www.berkgun.com.tr/?p=301 Bir iPhone kullanıcısı olarak benden telefon tavsiyesi isteyen herkese Android telefonları tavsiye etmem insanlara ilginç geliyor. Bende neden Android tavsiye ettiğimi listeleme ihtiyacı hissettim. Bu arada sitenin tasarımını daha basit hala getirip eski yorumları sildim umarım doldurursunuz yorumları tekrar (:

1. Android Açık Kaynak Kodu kullanır. Açıklığı çokça tartışma konusu olsa da yazılım olarak iOS ile karşılaştırıldığında daha iyi olduğunu söylemek gerek.

2. Android kullanan çok fazla üretici var. Bu nedenle tasarım ve malzeme kalitesi konusunda hangi üreticiyi tercih ederseniz onu kullanırsınız.

3. Android Flash destekler. iPhone’un en çok tartışılan Flash’ı dışlaması hususuna Android kucak açarak cevap veriyor. Flash içeren sitelere rahatlıkla girebilir oyunları oynayabilirsiniz (Sadece yeni Android versiyonunu destekleyen telefonlarda)

4. iTunes’a ihtiyacınız yok. Benim en büyük şikayetim iTunes gibi kötü ve bilgisayarı yavaşlatan bir programa maruz kalmak.

5. Android uygulama sayısı iPhone’u geçecek. Anroid’e uygulama geliştirmenin maliyeti, kolaylığı ve son zamanlardaki hızlı artışı düşünüldüğünde iPhone için geliştirilen uygulama sayısını geçeceği aşikar.

6. Widget’lar ile kolay ulaşım. Bilgi, uygulamalar ve yapılandırmalara hızlı ulaşım sağlar. iPhone’da bunun için jailbrake yapmak gerekiyor ki sonuç pek de başarılı olamıyor.

7. Bir dokunuş ile özel ayarlar. Wifi ve Bluetooth gibi kapattığınızda pilinizin ömrünü arttıran özellikleri kapatmak için sadece bir dokunuş yeterli olur. iPhone’da jailbrakesiz mümkün olmuyor malesef ki jailbrake ile yaptığınızda da pilin süresini yine düşürüyor.

8. Uyarı sistemi kullanışlıdır. “Notification” olarak adlandırılan uyarılar iPhone’da çok kullanışsız olduğundan Lockinfo gibi jailbrake uygulamaları kullanmak ya da peygamber sabrı gerekir (: Android’de ise uyarılarınıza kolayca ulaşırsınız.

9. Kişiselleştirme. Android telefonlarda iPhone’un aksine çok fazla kişiselleştirebilir özellik mevcuttur.

10. Güncelleştirmeler telefonu daha iyi çalışır yapar. Eğer bir iPhone kullanıyorsanız her güncellemede telefonun yavaşladığını farketmişsinizdir. Android telefonlarda ise iPhone’un aksine her güncelleme telefonu daha iyi kullanılabilir hale getirir.

Samsung Galaxy 2 (: Benim bir sonraki telefonum bu… Size de tavsiye ederim Mayıs’ta çıkıyor! Artık sormayı keserseniz daha da mutlu olucam.

]]>
http://www.berkgun.com.tr/301/neden-android/feed/ 0
Lost Veda Etti, Peki ya Sorular? http://www.berkgun.com.tr/244/lost-veda-etti-peki-ya-sorular/ http://www.berkgun.com.tr/244/lost-veda-etti-peki-ya-sorular/#comments Wed, 26 May 2010 09:54:09 +0000 Berk Gün http://www.berkgun.com.tr/?p=244 LOST FİNAL BÖLÜMÜ

Öncelikle uzun süredir söz verdiğim yazıları tamamlayamadığım için özür dilerim fakat Lost’un bitişini es geçemezdim. Henüz final bölümünü izlememiş olanların bu yazıyı okumamasını tavsiye ediyorum.

Zincirlikuyu Mezarlığı gibi bir final bölümü yaşadık, “Her fani ölümü tadacaktır” tadında. Adanın gerçekte ne olduğunu hiç öğrenemedik. En basitinden Walt (Malcolm David Kelley)’a ne olduğu ve neden önemli olduğunu öğrenemedik.

Lost Finale walt locke

Lost bize mantıklı bir son vaad ediyordu fakat bunu gerçekleştiremedi. Gerçekleştirmesi mümkünde değildi bana göre ama kimin umrunda? Güney Amerika’nın bağrından kopan pembe diziler gibi bir son ile tatmin edilmeye çalışıldık. Dizinin sırlarını ortaya çıkarmak yerine, “Biz ışığa gidiyoruz babuş elveda” tadında bir sondu. Vefaat etmiş bir arkadaşınıza veda gibi, üstelik arkadaşlarınıza birşey olmadığını ve dizideki herkesin iyi olduğuna söz vererek.

Bazıları dizinin sonunu anlayamamış gibi gözüküyor. Kısaca özetleyeyim:

Son sezonda gördüğümüz paralel evren aslında kahramanlarımızın öldükten sonra yarattıkları bir bekleme odası fakat uçak düştüğü an ölmüş değiller bazılarınızın anladığı gibi. Adada yaşanmış olan herşey gerçek. Bunu “Senden önce yada sonra ölmüş” sözünden anlayabiliriz (babası Jack’e söylemişti), yani dizinin sonunda adadan kaçanlar yaşadı ve daha sonra ecelleriyle öldüler.

Peki konusu bu kadar tatminkarlıktan uzak olan sezon finali başka bir açıdan bakacak olursak beynimizi nasıl tatmin etti? En azından beni.

Zamanlama açısından gayet yerinde bir sezon finaliydi. 2 buçuk saat ne fazla ne az denecek türdendi. Başında yayınlanan 6 sezonluk özet tatmin ediciydi.

Herkes eski dostları görmeyi sever. Beğensekte beğenmesekte sezon finalinde henüz ilk sezonda ölmüş olan kahramanları bile görme imkanı yarattı.

Kurtlar Vadisi tadında hesaplaşma (: Türkçesi “kara duman” olarak tabir edilebilecek şeye karşı bir baş kaldırı bekliyorduk ve bunu aldık. Kara duman’ın beyninin suyunu akıtmayı başardılar. Üstelik tam kendinden emin olduğu noktada olması Türk filmlerindeki fakir delikanlının zengin kız babasına baş kaldırısı gibiydi.

Finali atlatacak kadar mantık kuruldu.
Tıpası takılı ada = İyi, Tıpası çıkarılmış ada = Kötü. Jack tıpayı takılı tutmalı, kafası dumanlı arkadaş tıpayı çıkartmalı ki kaçsın.

Lost Finale

Gülümeseme Festivali! Son 15 dakikada herkesin gülümesemesi gözünüzden kaçmamıştır sanıyorum. Sıcak ve büyük gülümsemelerle biz öldük ama çok mutluyuz havasını yansıttılar. Üzülmeyin!

It’s ok to move on. Gördümki çoğu Türkçe altyazıda “Devam edebilirsin” olarak çevrilmiş fakat bu cümle devam etmekten çok daha fazlasını anlatıyor. Genellikle ölümlerin ardından hayatına yaşananları geride bırakıp devam edebilirsin anlamında kullanılan bu cümle, son bölüm ve bölümlerin en çok kullanılanıydı. Sezon finali bize “it’s ok to move on” dedi..

Lost Finale

Başta söylediğim gibi çok tatmin edici bir sezon finali değildi fakat bizi tatmin etmek için birçok öğe vardı. İzleyenlerin ve eleştirenlerinde bir çoğunun bu öğelerden tatmin olduğunu biliyorum. Peki ya sorularımıza aradığımız cevaplar? Nanik!

Lost’un yaratıcılarına ve yazarlarına teşekkür ediyoruz 3 güzel, 1 idare eder ve 2 berbat sezon için. Televizyon fenomeni olmayı başardılar. Ben Lost’a Desmond’ın bir sözü ile veda etmek istiyorum…

“See you in another life brother (bradha)”

PAYLAŞ
]]>
http://www.berkgun.com.tr/244/lost-veda-etti-peki-ya-sorular/feed/ 0
Apple iPad Neden Başarısız ? http://www.berkgun.com.tr/219/apple-ipad-neden-basarisiz/ http://www.berkgun.com.tr/219/apple-ipad-neden-basarisiz/#comments Mon, 01 Feb 2010 19:26:23 +0000 Berk Gün http://www.berkgun.com.tr/?p=219 Soğuk bir kış günü tüm internet siteleri hep bir ağızdan iPad reklamı yapmaya başladılar.  Öyleki artık öğh! geldi. iPhone ile yaratılan gerçek dışı akım bu ürün içinde yaratıldı. En azından iPhone bunu hakediyordu.

Bu yazının içeriğinde iPad’in neden başarısız bir cihaz olduğu anlatacağım ve yazının altındaki linkten diğer bir yazım olan iPad alternatiflerine ulaşabilirsiniz.

iPad Neden Başarısız?

ibooks3

İyi Bir eKitap Okuyucu Değil
iPad’in en çok abartılan özelliklerinden birisi kitap okuma üzerinde. Ülkemizde yaygın olmasada, hatta hiç olmasada iPad’in çıkartıldığı piyasa bu. e-İnk yani ekran parlaklığına ayarlayıp gerçek kitap gibi hissedilmesine yarayan teknoloji iPad’te bulunmuyor. Bu nedenle uzun süre kullanmanız sağlığınız açısından pek hoş olmasa gerek. Herhangi bir LED ekranı kitap mesafesine getirip bir saat bakarak bunu test edebilirsiniz. Üstelik iPad’in rakibi Kindle haftalarca şarjssız kullanılabilirken iPad sadece 10 saat pil ömrüne sahip (ki bu modele göre ve kullanıma göre değişiyor)

Multi-tasking (Çoklu İşlem) Yok
Malesef büyük umutlar ile beklenen iPad aynı anda birden fazla işlemi yapmanızı desteklemiyor. Örneğin internet tarayıcısından bir internet sitesine bakıyorsunuz fakat o anda çıkıp başka bir programa girmeniz gerek, iPad kullanırken bunun için internet tarayıcınızı kapatıp o programı açabilirsiniz. Tabiiki bu yazılım ile alakalı geliştirilebilir bir özellik fakat yıllardır bu özelliği bekleyen iPhone kullanıcılarına bakarsak bunun yakın zamanda olmayacağını düşünebiliriz.

Full HD (1080p) ve Geniş Ekran Yok
1080p beklemek belki iPad’in başarısız olmasında ufak bir pay tutabilir fakat bu 1024×768 çözünürlük ile birleşince can sıkıcı bir hal alıyor. Özellikle 2005 yılını “Yüksek Çözünürlüklü Video Yılı” olarak adlandıran Apple’ın beyni Steve Jobs’un 2010 yılında çıkarttığı bir modelde yüksek çözünürlüklü video izlemek için ekstra bir çevirme işlemi gerçekleştirme gereği acı veriyor.

Kamera Yok
Bunu gördüğümde gözlerime inanamadığımı söyleyebilirim. Fotoğraf çekip sosyal ağlarda paylaşamadıktan, iChat veya Skype üzerinden görüntülü sohbet yapmadıktan sonra ne anlamı var mobil bir cihazın?

SD Girişi Yok
Bu beni pek şaşırtmadı fakat iPad’i iPhone’dan ayıran özelliklerden biri bu olmalıydı. Arkadaşınızdan aldığınız bir filmi, fotoğrafı, şarkıyı takıp çalıştırabilmeliydiniz. iPad’i aşırı kullandınız ve hafızası yemiyor mu 16GB’lık bir kart takıp arttırabilmeliydiniz. Bunu şuan yapabilmenizin tek yolu ise parasal değeri bir hayli fazla olan “iPad Kamera Bağlantı Kiti” satın almanız.

usb-sync-ipad-big

USB Neymiş?
iPad kendisini iPhone ve iPod gibi USB kablosu üzerinden senkronize ediyor fakat usb girişi bu cihazlarda gördüğümüz üzere cihaza özel. Bu demek oluyorki iPad’e sadece Apple ürünleri bağlayabilirsiniz. SD kartta bahsettiğimiz üzere usb belleklerinizi kullanamayacaksınız.

Sürükle Bıraksız Dosya Sistemi
Şaşırtmayan fakat hayal kırıklığı yaratan özelliklerden biri ise iTunes üzerinden senkronize etme zorunluluğunuz. Örneğin arkadaşınızda gördüğünüz bir filmi iPad’inize atmak için iPad’inizi onun bilgisayarı ile senkronize etmeli yada önce kendi bilgisayarınıza yüklediğiniz fimli iPad’inize atmalısınız.

iPhone kullanıcılarının hatırlayacağı gibi onlar için geliştirilmiş Wifi üzerinden dosya paylaşımı yapan programlar var fakat kullanım kolaylığı ile ön plana çıkmaya çalışan bu cihazların kullanışsız olmasına neden oluyor. Bir dosya atmak için neden bu kadar uğraşayımki?

iPad_no_Flash

Flash’ta Yok
Bildiğiniz gibi Youtube HTML5 ile çalışan yeni oynatıcısını tanıttı fakat Youtube dışında flash kullanan tüm sitelerde sorun yaşayacak olmanız can sıkıcı. Hele “Muhteşem İnternet Gezme Zevki” olarak tanımlanan bir cihaz için… mmm çook can sıkıcı!

HDMI Çıkış Yok
iPad’inize yüklediğiniz filmi televizyonda mı izlemek istiyorsunuz? Bunun için çok uğraşmanız gerekiyor. HMDI çıkışı yok, VGA çıkışı yok… Macbook’lardan bildiğimiz DisplayPort çıkışı bile yok. Yapabileceğiniz tek şey gerekli olan iPad ünitesini alıp, bu üniteye VGA adaptörü  ve komposit kablo ile televizyonunuza bağlamak. 90′ların görüntü teknlojisiyle 2010′da tanışın!

Full GPS Yok
iPad’in Wifi kullanan versiyonunda GPS yok, 3G kullanan versiyonunda ise 3G servis sağlayıcınız üzerinden yapılan bir GPS deneyimi var. Bu demek oluyorki, navigasyon yok, geotaggin yok.

latestrestriction

Açık Yazılım Geliştirme Kiti Yok
Apple için program geliştirenler buna pek şaşırmamıştır ama bilmeyenler için açıklayayım. iPad’e program geliştirmek istiyorsanız gizlilik sözleşmesi imzalamanız gerekiyor. Bu sözleşmeyi imzaladıktan sonra dışarıya aktardığınız bilgiler dava edilmenize sebep olabilir.

SONUÇ olarak iPad oluşturduğu çoşkunun tam tersi bir etki yarattı teknoloji tutkunlarında fakat yinede amacını yerine getiren bir alet. İngilizce kitap okurum, Flash olmayan sitelere bakarım, Oyun oynarım, Müzik dinlerim, Film izlerim derseniz alın. Eğer Apple’ı gözünüz kapalı tercih etmeyenlerdenseniz sizin için daha güzel alternatifleri mevcut.

]]>
http://www.berkgun.com.tr/219/apple-ipad-neden-basarisiz/feed/ 18
PES 2010 vs. FIFA 10 http://www.berkgun.com.tr/182/pes-2010-vs-fifa-10/ http://www.berkgun.com.tr/182/pes-2010-vs-fifa-10/#comments Sun, 29 Nov 2009 18:38:42 +0000 Berk Gün http://www.berkgun.com.tr/?p=182 Playstation 2 çıktığından bu yana tartışılan ve PES’in hep önde götürdüğü tartışmanın yeni perdesi açıldı. İki oyunu hem Xbox 360, hem bilgisayar hemde Playstation 3 üzerinde test ettim. İşte sonucu…

Menü ve Menü Grafikleri

Menü ve menü grafikleri konusunda yıllardır üstünlüğünü koruyan Fifa yine önde. Özellikle karmaşıklaşmış PES menüleri rahatsızlık veriyor. Kullanım kolaylığı açısından Fifa daha başarılı bir çalışma yapmış. Fifa 09’da da olan menü arayüzündeki 1e1 futbol arayüzü başarısını sürdürüyor.

0-1

Müzikler

Müzikler konusuna hep özen gösteren Fifa bu sene fena çuvallamış. Pes ise gayet güzel seçimler yapmış.

1-1

Maç Anlatımı

Maç anlatımı konusunda iki oyununda çok başarılı olduğu söylenemez. Her iki oyunda bu konuda sınıfta kalıyor. Fifa’nın klasikleşmiş spikerleri ve yaptıkları futbol geyikleri hoş olsada genel anlamda bir ilerleme sağlanamamış. Hatta geriye gittiği söylenebilir.

2-2

Tribün Sesleri

Tribin sesleri konusunda Fifa 10 gayet başarılı bir çalışma yapmış. Maç içerisinde gerçek tezahuratlar duyuyorsunuz. Sahaya yabancı madde atmayın gibi çeşitli anonslarda ayrı bir hava katıyor. Özellikle Türkiye dahil tüm ülkelere önem göstermeleri çok güzel. PES 2010 ise bu konuda sınıfta kalıyor. Takımın ismi maç boyunca tekrarlayan taraftarlar pek tatmin şansı bırakmıyor.

2-3

Detaylar

Şampiyonlar ligi ve Avrupa ligi’ni bünyesine katarak Fifa’ya büyük bir gol atmasına rağmen Fifa’dan daha sonra çıkan PES hem kadro hataları, eksik lisanslar ve formalar, kısıtlı takım ve ligleri ile bu konuda da rakibinin gerisinde kalıyor.

2-4

Maç İçi Grafikleri

pes2010_e3_2_small

PES, bu konuda ilk defa Fifa’yı geçmiş durumda. Oyuncu detaylarındaki yaratığımsı havayı giderdikleri takdirde çok gerçekçi bir sistem yakalayacakları aşikar.

3-4

Oynanılabilirlik

PES, Playstation 3’ün çıkışından bu yana geriye doğru giden bir oyun olmayı sürdürüyor. Oyunu gerçekleştirmek adına oynanamaz bir hale getiren PES 2010’un karşısında PS2 yıllarındaki PES tadında bir FIFA 10 var. Avantaj kuralından tutunda topun çizgiyi geçmesi ile ilgili bir sürü hatası, oyuncuların tepki süresinin uzunluğu ve buna rağmen oyunun hızlanmış olması gerçekten büyük dezavantajlar. PES’in yapımcıları 3 sene önce Fifa’nın yaptığı şeyi yapıp sıfırdan başlamalı.

3-5

Sonuç

Playstation 3 çıktığından bu yana her iki oyunda çeşitli değişimler geçiyor. Playstation 2 üzerinde büyük bir hayal kırıklığı olan Fifa, Windows ve Mac Os kapışmasında olduğu gibi hatalarını listeleyip bunları PES’in doğruları ile birleştirerek 2009’da büyük bir adım atmıştı. Bu atılımları sayesinde satış rakamlarında PES’i yakalayan Fifa bu sene rakibinin önünde olacak gibi. PES’in oynanabilirliğinin daha iyi düşünenlerin sadece değişime kapalı olan insanlar olduğunu düşünüyorum. Hala Freehand kullanan tasarımcılar gibi…

PES 2010 ve FIFA kapışmasının galibi benim ve görüşlerine değer verdiğim insanların gözünde 5-3 ile FIFA 10.

Sizde Yorumlarınızı Paylaşarak İki Oyun Arasında Kalanlara Yardımcı Olabilirsiniz.

]]>
http://www.berkgun.com.tr/182/pes-2010-vs-fifa-10/feed/ 0
Özel Dosya: Klip Hırsızlığı http://www.berkgun.com.tr/120/ozel-dosya-klip-hirsizligi/ http://www.berkgun.com.tr/120/ozel-dosya-klip-hirsizligi/#comments Fri, 21 Aug 2009 21:21:08 +0000 Berk Gün http://www.berkgun.com.tr/?p=120 Aslında hepiniz müzik kanallarını açtığınızda izlediğiniz “çoğu” klibin yabancı kliplerden esintiler taşıdığını görüyorsunuzdur. Bazen bu iş çığırından çıkıyor. Gece Yolcuları gibi… Sonuçta güzel bir ürün sunmak isteniyor lakin bunun yaratıcılık içermemesi müziğin yaratıcılığını boğuyor.

Genelde klibiniz çalıntıymış denildiğinde “aaaa yönetmenimin ağzına…” gibi bir cevap alıyorsunuz “sanatçı”larımızdan yada menajerlerinden. Aşağıda bununla ilgili bir örnekte bulacaksınız bizzat yaşadığım.

En dramatik ama dürüst cevabı Seda Sayan ve Nihat Doğan vermişti. Üstelik klipleri aşağıdakiler veya benim hatırlayamadığım / bulamadığım klipler kadar orjinallerine benzemiyordu bile. “Klip için senaryo arıyorduk, MTV’de Britney Spears’ın klibini gördük. Şiddet sahnelerini biraz daha yumuşatıp çektik” demişlerdi. (Hoş Nihat Doğan’ın bakışı yeter)

Şimdi sıra benim gözüme batan kliplere geldi…

Hadise; Evlenmeliyiz adında her zaman olduğu gibi altyapıları güzel fakat Türkçe sözleri berbat bir şarkıya imza atmış. Basınımız klibini Dilber Hala karakterinin bulunduğu Dsmart reklamına benzetmiş lakin işin aslı öyle değil. Hadise’nin Evlenmeliyiz klibi, Madonna‘nın “Don’t tell me” şarkısına çektiği klipten bir çok alıntı içeriyor. Konsept ise tamamen aynı ki daha hoş çekilmiş denebilir.

Hadise – Evlenmeliyiz (izle)
Madonna – Dont tell me (izle)

Sibel Can‘ın bloguma konuk olduğu son yazı olması dileğiyle başlayalım. İlgisi alakası olmayan insanlar bile Sibel Can’ın Lale Devri adlı şarkısını bilirler. İşte bu şarkının klibide Madonna’dan “çalıntı”, alıntı değil. Lale Devri klibi, Madonna‘nın “Love don’t live here anymore” klibi ile aynı.

Sibel Can – Lale Devri (izle)
Madonna – Love don’t live here anymore (izle)

Doğuş… İlahım (: Bu klibi hatırlamayan yoktur heralde aranızda. Doğuş’un Yalnızım klibi Dj Shadow ve James Lavelle (UNKLE)’in Thom Yorke ile yaptıkları Rabbit in Your Headlights parçasının klibinden çalıntı idi. Hatta final sahnesi o klipten kullanılmıştı (:

Doğuş – Yalnızım (izle)
DJ Shadow & James Lavelle (UNKLE) Feat. Thom Yorke – Rabbit in Your Headlights (izle)

Zakkum, Ağh Çikolataaağğ diyerek tüylerimi diken diken etmiş, nefretimi kazanmıştı. (Hoş daha da kötüsü Tokyo Hotel oldu neyse…) İşte bu nadide grubun “Ah Çikolata” adlı parçasında gördüğünüz efektler acaba hangi klibe benziyor? Papa RoachBetween angels and insects. (ne güzel şarkıydı… ne güzel klipti) Tabii onlar üzerlerine çikolata döküp yalandan homoseksüellik taslamıyorlar.

Zakkum – Ah çikolata (izle)
Papa Roach – between angels and insects (izle)

Nem, Dream Tv ailesinin pohpohladığı gruplardan birisiydi (bkz. Buz). İşte bu grubun “Yarım kalan hayaller yaşındayız” gibi komplike isimli şarkısına ışıklar dahil herşeyi kopya bir klip hazırlanmış. Kopya çekilen şarkının sahibi Into The Fire, şarkı ise Thirteen Senses.

Nem – yarım kalan hayaller yaşındayız (izle)
Into the fire – Thirteen Senses (izle)

Tarkan, Dünya’yı feth ettiğine inanılan yurdum insanı 2. albümü sonrası akustik kayıtları bırakıp elektroniğe dönmüş ve kendisini rezil etmişti. (En azından şahsımın gözünde) İşte bu “Popstar”ın Dilli Düdük şarkısına çekilen klip bana Alex Gaudino‘nun “Destination Calibria” klibini hatırlattı nedense (:

Tarkan – Dilli Düdük (izle)
Alex Gaudino – Destination Calibria (izle)


Aylin Aslım, hakkında yorum yapmayacağım bir isim ama beni tanıyanlar düşüncelerimi bilirler. Orijinal sokak hali güzellik ötesidir. Bu şahsı muhteremin “Ahh” isimli son iki albümündeki tek güzel şarkısının klibide birebir çalıntı malesef. Çalındığı klip ise Fiona Apple‘ın Criminal şarkısı. (Öneren: Cansu Uçar)

Aylin Aslım – Ahh (izle)
Fiona Apple – Criminal (izle)

Özcan Deniz hatasını kabul edenlerden oldu. Canım adlı şarkısına çektiği klipte Eros Ramazzotti‘nin “Solo ieri” şarkısını kopyalamıştı. Çalma işleminin ortaya çıkması ardından basın sözcüsü aracılığı ile bir özür yayınlanmış.  (Öneren: Manuk Durmazgüler)

Özcan Deniz – Canım (izle)
Eros Ramazzotti – Solo ieri (izle)


Gece Yolcuları, benim için çalıntı klip kategorisinde efsane bir isim. Bu nedenle kendilerini sona bıraktım. Muse‘un Unintented klibini çalmaları ile keşfettiğim grubun menajerine e-posta göndermiştim. Kendileri Muse’un bu klibini görmediklerini iddia etmişlerdi. Sanırım sadece başındaki arabayı görmemişler yada bulamamışlar (:

Gece Yolcuları – Yaban Gülü (izle)
Muse – Unintented (izle)

Daha bitmedi bir diğer çalıntı klipleri de “Değer mi hiç?” coverları için çektikleri kliptir ki; o da Good Charlotte‘ın “I don’t want to be in love” şarkısının klibinden çalınmıştır.

Gece Yolcuları – Değer mi hiç? (izle)
Good Charlotte – I Don’t Want To Be In Love (izle)

SONUÇ: Elbetteki her şarkının özgün olması, her klibin muhteşem fikirler ile bezenmesi beklenemez ama bu kadar çalıntı da olmamalı. Örneğin Yalın’ın “Ah Be Kardeşim” isimli parçasına konsept olarak benzeyen klipler mevcut ama klip tamamen özgün ve örneklerinden daha güzel yapılmış. (En azından bildiğim kadarı ile)

Klibi özgün olmayan bir şarkının özgün olmasını nasıl bekleyebilirsiniz ki?

NOT: Lütfen sizde bulduğunuz klipleri yorum olarak yada info (at) berkgun.com adresine eposta yolu ile iletin. Yazı öneriler çerçevesinde sürekli güncellenecektir.

NOT 2: Lütfen beğendiğiniz yazıları üye olduğunuz facebook, twitter, frienfeed ve forumlarda paylaşınız.

]]>
http://www.berkgun.com.tr/120/ozel-dosya-klip-hirsizligi/feed/ 0